BAROLAR HASANKEYF VE DİCLE İÇİN TOPLANDI
Tarih: 20.07.2019| Okunma Sayısı: 168

Aralarında Muş Barosu'nun da bulunduğu 25 baronun başkanı ve avukatları Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin sular altında bırakılmaması için Hasankeyf’te basın açıklaması yaptı. Batman Barosu’nun çağrısıyla Hasankeyf Seyir Terası’nda “Tarihi yaşatalım, İnsanlığı yaşatalım, Hasnakeyf’i yaşatalım” ve “Bırakın Dicle Özgür Aksın” pankartları ile açıklama yapıldı.

Muş Baro Başkanı Av. A. Baki ÇELEBİ'nin de katıldığı basın açıklamasını 25 baro adına okuyan Batman Baro Başkanı Abdülhamit Çakan, Hasankeyf’i yaşatmanın insanlığı yaşatmak anlamına geldiğini söyledi. Çakan, Hasankeyf’in kurtarılabilir ve yaşatılabilir olduğunu dile getirerek, Hasankeyf’in binlerce yıldır kesintisiz bir şekilde insan yaşamına ev sahipliği yaptığına dikkat çekti. 

Yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer verildi;

“Sit alanı ilan edilmesine rağmen”

Hasankeyf, medeniyetlerin kesiştiği ve buluştuğu bir yerdir. 1978 yılında Arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır. Arkeolojik olarak sadece, %10 civarlarında kazının yapılabildiği, yer altında kalan arkeolojik kalıntıların gün yüzüne çıkarılabilmesi için 50 hatta 70 yıl kadar daha zamanın ancak yetebileceği bizzat kazı uzmanları tarafından değerlendirilmektedir.

“ÇED raporu dahi bulunmamaktadır”

Tüm bunların bilinmesine rağmen, ne yazık ki Hasankeyf, ömrü ancak 50 yıl olabilecek Ilısu barajı ve Hidro Elektrik Santral (HES) projesine feda edilmek istenmektedir. Bitme aşamasına gelmiş Ilısu Projesi yapılırken ulusal ve uluslararası hiçbir sözleşme ve yasa dikkate alınmamıştır. En basitinden projenin bir Çevre Etki Değerlendirme(ÇED) raporu dahi bulunmamaktadır.

“Ülkemizin daha faydasına”

Hasankeyf’in, Dicle vadisinin tarihi ve kültürel dokusu düşünüldüğünde, bu baraj nedeniyle tüm bunların yok olacağı göz önünde bulundurulduğunda, en önemlisi de barajın getirisi ve götürüsü kıyaslandığında iş bu baraj projesinin durdurulmasının ve akabinde iptal edilmesinin ülkemizin daha faydasına olduğunu düşünmekteyiz. Tarih ve kültür ile kıyaslandığında milyarlarca liralık harcamaların bir anlamının olmadığı kanaatindeyiz.

Sonuç olarak bütün yetkililere buradan, bu kadim topraklardan, çağrıda bulunuyor, insanlığın geçmişi ve hafızası olan Hasankeyf ve Dicle vadisinin kurtarılması için harekete geçmelerini bekliyor.

Barolar ve avukatlar adına metni okuyan Batman Baro Başkanı Abdülhamit Çakan'ın konuşması ise şu şekildeydi;

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Değerli Basın Mensupları, Saygıdeğer Baro Başkanlarım ve Değerli Meslektaşlarım,

Bu anlamlı katılım nedeniyle her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

“Tarihi Yaşatalım, İnsanlığı Yaşatalım, Hasankeyf’i Yaşatalım. Henüz geç değil, Hasankeyf kurtarılabilir ve yaşatılabilir.” şiarıyla bugün bir araya geldik. Sırtımızı kadim bir kente dayamanın verdiği güçle ve müsaadenizle toprağına ayak bastığımız bu açık hava müzesine dair bir kaç bilgi vermek isterim.


Hasankeyf, binlerce yıldır kesintisiz olarak insan yaşamı için mekân olmuş, Dicle Nehri kıyısında yirmiden fazla medeniyete beşiklik etmiş, insanlık için çok derin bir hafıza oluşturmuş, insanlığın ortak kültürel ve doğal mirasıdır. Bu doğal, kültürel ve anıtsal yapılarını günümüze kadar koruyan, geniş bir alana yayılan açık hava müzesi görünümünde neolitik ve antik bir kenttir. Türkiye’de Ortaçağa ait bütünlüğünü koruyabilen tek şehir olma özelliğini taşımaktadır. Hasankeyf, medeniyetlerin kesiştiği ve buluştuğu bir yerdir. 1978 yılında Arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır. Arkeolojik olarak sadece %5, %10 civarlarında kazının yapılabildiği, yer altında kalan arkeolojik kalıntıların gün yüzüne çıkarılabilmesi için 50 hatta 70 yıl kadar daha zamanın ancak yetebileceği bizzat kazı uzmanları tarafından değerlendirilmektedir. 

Tüm bunların bilinmesine rağmen, ne yazık ki Hasankeyf, ömrü ancak 50 yıl olabilecek Ilısu barajı ve Hidro Elektrik Santral (HES) projesine feda edilmek istenmektedir. Bitme aşamasına gelmiş Ilısu Projesi yapılırken ulusal ve uluslararası hiçbir sözleşme ve yasa dikkate alınmamıştır. En basitinden projenin bir Çevre Etki Değerlendirme yani ÇED raporu dahi bulunmamaktadır.

UNESCO’nun Dünya kültürel miras kriterlerinin onda dokuzunu karşılayan dünyadaki tek yer olma konumunda olmasına rağmen UNESCO da Hasankeyf’e ilgisiz kalmıştır. Ayrıca kültürel mirasın korunmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yapılan başvuru sonucunda, konunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamına girmediği yönünde karar vererek kültürel ve tarihi yıkıma ortak olmuştur. Bu zamana kadar yedi anıtsal eser, doğal yerlerinden koparılmış, başka yere taşınmış, kalenin etrafına devasa set örülmüş ve diğer fiziksel çalışmalarla Hasankeyf tahrip edilmiş olsa bile, geri kalan devasa büyüklükteki arkeolojik alanlar ve Dicle vadisi hala kurtarılabilir.

Evet Ilısu Barajının bitirildiğinin ve yakında su tutmanın başlayacağının farkındayız, iş bu baraj dolayısıyla çok ciddi anlamda maddi harcamaların yapıldığının ve pek çok alanının kamulaştırıldığının da farkındayız. Ancak tüm bunlara rağmen Hasankeyf’in, Dicle vadisinin tarihi ve kültürel dokusu düşünüldüğünde, bu baraj nedeniyle tüm bunların yok olacağı göz önünde bulundurulduğunda, en önemlisi de barajın getirisi ve götürüsü kıyaslandığında iş bu baraj projesinin durdurulmasının ve akabinde iptal edilmesinin ülkemizin daha faydasına olduğunu düşünmekteyiz. Tarih ve kültür ile kıyaslandığında milyarlarca liralık harcamaların bir anlamının olmadığı kanaatindeyiz. 

En azından bu yöndeki uzman raporlar da göz önünde bulundurularak barajın kodunun düşürülmesi yoluyla Hasankeyf’in sular altında kalmasını engelleyecek bir seçeneğin daha olduğunun, bu seçeneğin çok önem arz ettiğini ve nazara alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bu yolla Hasankeyf’in gerisinde kalan ve kamulaştırılan alanların ıslah yoluyla parklara, mesire ve orman alanlarına dönüştürülmesi ayrı bir seçenek olarak düşünülebilir. Böylelikle bu kuru bozkır belki yeşil bir havzaya da dönüşür.


Sonuç olarak bütün yetkililere buradan, bu kadim topraklardan, çağrıda bulunuyor, insanlığın geçmişi ve hafızası olan Hasankeyf ve Dicle vadisinin kurtarılması için harekete geçmelerini bekliyor ve bu vesile ile her birinize ayrı ayrı saygı ve şükranlarımı iletiyorum. 18.07.2019

 

Antalya Barosu

Ağrı Barosu

Aydın Barosu

Batman Barosu

Bingöl Barosu

Bitlis Barosu

Bursa Barosu

Diyarbakır Barosu

Dersim Barosu

İzmir Barosu

Kırklareli Barosu

Mardin Barosu

Muş Barosu

Siirt Barosu

Şanlıurfa Barosu

Şırnak Barosu

Tekirdağ Barosu

Yalova Barosu

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Ekim 2019><<
Ekim 2019
 PSÇPCCP
4030123456
4178910111213
4214151617181920
4321222324252627
4428293031123
4545678910

17.10.2019
AV. FERİDUN TAŞ
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.